Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bakanlıkta düzenlediği "Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı"nda, sağlık yöneticileri ve yazılım mühendisleri olarak sağlık hizmeti almayı son derece kolaylaştıracak bir altyapı kurduklarını belirtti.

MHRS'nin, telefon ve internet erişiminin olduğu her yerde yepyeni bir özellik kazandığını, modifiye edildiğini aktaran Koca, şunları ifade etti:

"Ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 20.00'ye kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme Onaylı Randevu Sistemi, MHRS'de başlatılan bu yeni döneme de Onaylı Randevu Dönemi diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor. Onaylı Randevu Dönemi hayırlı olsun. Yeni dönemde ayrıcalıklı iki hasta grubumuz var, 65 yaş üstü hastalarla kanser hastaları.

Bu gruptaki hastalar, onay işlemlerinden istisnadır. Onaylı Randevu Sistemi, hastanelerimize, hekimlerimize zamanı verimli kullanma imkanı sağlayacak. Hasta, gelemeyeceği randevuyu iptal edecek. Böylece, randevu sadakatsizliği sebebiyle, şu an boş kalan kapasitemizi hizmet bekleyen hastalar için kullanabileceğiz. Boş kalan her bir randevuda, sistemden randevu alamayıp, talep bırakmış hastalarımıza ulaşacağız. Öncelik, talep bırakan hastalarda olacak."

naylı Randevu Sistemi sayesinde, birçok branşta hastanın talebine 24 saat içinde cevap verebileceğine işaret eden Koca, "Bu yeni sistemden, beklenen sonucu alacağımıza inanıyoruz. Taleplerin etkin şekilde karşılanabilmesi içinse Randevu Koordinasyon Merkezini devreye alıyoruz. Bu merkezin faaliyetlerini şahsen takip edeceğim." diye konuştu.

"VERİMLİLİK İLKESİ, HER ALANDA OLDUĞU GİBİ SAĞLIK SİTEMİ VE SAĞLIK HİZMETİNDE DE ESASTIR"

Toplantının ardından basın açıklaması yapan Koca, verimlilik ilkesinin, her alanda olduğu gibi sağlık sitemi ve sağlık hizmetinde de esas olduğunu belirtti.

Türkiye'deki sağlık sisteminin sıradan bir sistem olmadığını, sağlık hizmetlerinin tamamının, bütün vatandaşlara sosyal güvenlik kapsamında, bedelsiz sunulduğuna ve bunu sunabilen ender ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Bakan Koca, "Buna bağlı olarak, sınırlı kaynakla sınır konulmayan bir sağlık hizmeti talebini karşılamaya çalıştığımız da bir gerçektir. Bir vatandaşımızın hissettiği herhangi bir sağlık sorunu; ona, hizmet talep etme ve özgürce başvurma hakkını tanımaktadır. En büyük gücümüzse sağlık çalışanlarımızdır. Onlara çabaları için teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Sağlık Bakanlığını üstlendiği günden itibaren, gerekli her hususta vatandaşları bilgilendirmeyi esas aldığını belirten Koca, bu prensibin değişmediğini ve aynı şekilde devam ettiğini vurguladı.

Koca, sosyal medyanın, sağlıklı bir bilgi kaynağı olmadığını, sağlıkla ilgili konularda doğru bilgi kaynağının Sağlık Bakanlığı olduğuna dikkati çekerek, "Bilgi kirliliğinin önüne geçmek için, tıpkı bugün olduğu gibi sizleri, Sağlık Koordinasyon Kurulumuzun kararları konusunda düzenli bir şekilde bilgilendireceğim. Sağlık Koordinasyon Kurulu, yeni dönemdeki en önemli değerlendirme organımızdır." şeklinde konuştu.

GENÇLİK HAFTASI ETKİNLİKLERİ DEVAM EDİYOR GENÇLİK HAFTASI ETKİNLİKLERİ DEVAM EDİYOR

SAĞLIKTA "BEYAZ REFORM"

Sağlıkta, yakın dönemde nelerin gerçekleştirildiğine de değinen Koca, "beyaz reform"a atıfta bulundu.

Bu reformun, hekimlerin kamuya geçişi başta olmak üzere pek çok sonucu beraberinde getirdiğini aktaran Koca, şunları kaydetti:

"Dünyada eşi görülmemiş bir yasayla, malpraktis davalarına ilişkin sorunlar, yine yakın bir dönemde, kökten çözülmüştür. Sağlıkta şiddet yasası sonucunda, şiddet olayları önemli ölçüde azalmıştır. 'Beyaz kod' uygulaması yanı sıra 'Gri Kod' uygulaması pilot uygulama olarak başlatılmıştır. Çalışmalarımız sonucunda Beyaz kod sayısı 1 milyonda 31'den bir milyonda 14'e inmiştir. Gri kod uygulanan bölgelerde ise bu düşüş ilave olarak yüzde 50'den fazladır."

Bakan Koca, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının emekliliklerine dair özlük haklarında önemli iyileştirmeler yapıldığını da hatırlatarak, sağlık çalışanlarının verdikleri her hizmetin karşılığını aldığı bir teşvik sistemine geçtiklerini dile getirdi.

Görevi medikal kurtarma olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) çatısı altında, UMKE ATAK adını taşıyan yeni bir birim kurduklarını belirten Koca, bu ekiplerin, medikal arama kurtarma çalışması yaptığını anlattı.

Koca, koruyucu sağlık hizmetlerine verilen önemin arttığını, kaynakların yaklaşık üçte birini koruyucu hekimlik için kullandıklarını vurguladı.

Uzaktan sağlık hizmeti ile ilgili altyapı çalışmalarını tamamladıklarını ve pilot uygulamalarına başlandığına dikkati çeken Bakan Koca, "Kronik hastaların takibi, rapor ve reçete yenileme için de bu uygulama sayesinde çevrimiçi hizmet sunmayı planlıyoruz. Kısa adı YAŞAM olan Sağlıklı Yaş Alma Merkezlerimizi hayata geçirdik. Uygulamaya 80 yaş üzeri vatandaşlarımızdan başladık. Yaş sınırını aşağı indirerek uygulamayı yaygın hale getireceğiz." ifadesini kullandı.

"2 MİLYON 200 BİNDEN FAZLA BEBEĞİMİZ İÇİN TARAMA YAPTIK"

Bakan Koca, evlilik öncesi SMA Taşıyıcı Tarama Programı kapsamında 1 milyon 400 binden fazla çifti taradıklarını aktararak, "Yeni Doğan SMA Tarama Programı'nda 2 milyon 200 binden fazla bebeğimiz için tarama yaptık. Erken tanı, tedavi başarımızın yüzde 90'ın üzerine çıkmasını sağladı." dedi.

Aile diş hekimliği uygulamasını 3 ilde pilot olarak başlattıklarını ve 42 aile diş hekimliği biriminde 12 bini aşkın çocuk ile ailelerine ulaştıklarını kaydeden Koca, "23 şehir hastanemizde toplam 34 bini aşkın yatak kapasitesi ile hizmet veriyoruz. Yatak kapasitesi 15 bini bulacak olan 12 şehir hastanemizin yapımı devam etmektedir." diye konuştu.

Kullanılan her 100 kutu ilacın 91'inin, değer bazında ise 57'sinin artık Türkiye'de üretildiği paylaşan ve Sağlık Vadisi kurma çalışmalarını hızlandırdıklarını bildiren Koca, şöyle devam etti:

"Hıfzıssıhha Aşı ve Biyoteknolojik Ürün Üretim Merkezimizin inşaatını tamamlayarak pilot üretimlere iki yıl içinde başlayabileceğiz. Hedefimiz, ihtiyacımız olan aşıların tamamının Türkiye'de üretilmesidir. 3 aşımız yani kuduz, Hepatit A ve suçiçeği aşıları, teknoloji transferi ile artık ülkemizde üretilecek. Bağışıklama programındaki diğer bütün aşılar da Hıfzıssıhha'da üretilecek. 2028'de ise tüm aşılar yüzde 100 yerli üretim olacak. Tip 1 diyabet hastaları başta olmak üzere, bütün diyabet hastalarımızın kullanabilecekleri sürekli glikoz ölçüm sensörlerini tamamen yerlileştiriyoruz. Klinik değerlendirmesini de tamamlayıp, en kısa sürede hastalarımıza sunacağız. Nadir hastalıklar için Hücre ve Gen Terapisi Hastanesini kuruyoruz. Böylece en güncel tedaviyi kendimiz geliştirerek uygulayacağız. Bağımlılıkla mücadele için rehabilitasyon amaçlı BAHAR merkezlerini hayata geçiriyoruz. İlki bu yıl Sancaktepe'de hizmete başlayacak. Çok kısa bir sürede tüm büyükşehirlerimiz bu merkezlere sahip olacak."

Doktor Shutterstock 4 3 1566235515

"GELİNMEYEN TOPLAM RANDEVU SAYISI 81 MİLYON"

Bakan Koca, COVID-19 pandemisi döneminde şartlar gereği hastanelerin, alışılageldiğinden çok farklı kullanıldığına işaret etti.

Kalabalık ortamların oluşmasını önlemek için ayaktan muayeneye karşı, randevu sistemini çok daha yaygın kullanmayı teşvik ettiklerini vurgulayan Koca, "O dönemden itibaren hastalarımız, çalışanlarımız, böyle bir gereklilik olmadığı halde, randevu sistemine yöneldiler. Aynı muayene, randevulu yapılabildiği gibi randevusuz da yapılabiliyorken tercih, atıl kalma riski olan randevulu muayeneye kaydı. Buna rağmen randevulu ve randevusuz bakılan hasta sayıları neredeyse eşittir." diye konuştu.

Randevulu muayeneye yönelişin, beraberinde bazı uygulama zorluklarını da getirdiğini aktaran Koca, geçen yıl 23 milyon kişinin aldığı randevulardan en az birine gelmediğini bildirdi.

Bunun nüfusun yaklaşık 4'te birine geldiğine işaret eden Koca, "Gelinmeyen toplam randevu sayısı 81 milyon. 3-4 saat kala iptal edilen randevu sayısı ise 21 milyon. Bu gibi sebeplerle randevu kapasitesinin yüzde 30'u kullanılamadı." dedi.

Küresel salgının, yaşattıklarının yanında bazı gerçekleri de apaçık görme fırsatı verdiğini dile getiren Koca, şehir hastanelerinin, sağlık hizmetlerinde kapasitesinin arttığına şahit olduklarını söyledi.

Tüm büyükşehirlerde şehir hastanesi kurulmasını ve her ilde üçüncü basamak sağlık hizmetinin verilebilir olmasını hedeflediklerini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:

"Artık vatandaşlarımız, sağlık hizmeti almak için en iyi adres olarak kamu hastanelerimizi görüyor, sağlık sorunlarında kamu hastanelerimize müracaat ediyor. Eskiden 'kamu hastaneleri' denince anlaşılan ile bugün kamu hastaneleri denince anlaşılan aynı değildir. Söz konusu başarı, kamu hastanelerine yönelişi her geçen gün artırmaktadır. Bu tercihi, kamu hastanelerinde, pandemi öncesi dönemle şimdi bakılan hasta sayılarını kıyasladığımızda açıkça görüyoruz. Bu ve özel sektörün sağlık hizmetlerindeki payının azalması kamuya talepte artış demektir. Talep ise yeni randevu anlamına gelmektedir. Randevu sorununun bir nedeni de budur. Başarı, beraberinde bir sorun da getirmiştir."

Sağlık hizmeti almayı kolaylaştıracak bir gelişmeyi de paylaşan Koca, sağlık yöneticileri ve yazılım mühendisleriyle birlikte kurdukları MHRS sisteminin yeni bir özellik kazandığını belirterek, "Ertesi gün randevusu olan her hastamız, akşam saat 20.00'ye kadar randevusuna onay verecek veya gelemeyeceğini bildirecek. Bu sisteme Onaylı Randevu Sistemi, MHRS'de başlatılan bu yeni döneme de Onaylı Randevu Dönemi diyoruz. Uygulama pazartesi günü başlıyor." şeklinde konuştu.

"HASTA GELEMEYECEĞİ RANDEVUYU İPTAL EDECEK"

Bakan Koca, yeni dönemde 65 yaş üstü hastalar ve kanser hastalarının ayrıcalıklı olarak kabul edileceğini, bu gruptaki hastaların onay işlemlerinden istisna olduğunu hatırlattı.

Onaylı Randevu Sistemi'nin, hastanelere, hekimlere zamanı verimli kullanma imkanı sağlayacağına vurgu yapan Koca, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hasta gelemeyeceği randevuyu iptal edecek. Böylece, randevu sadakatsizliği sebebiyle, şu an boş kalan kapasitemizi hizmet bekleyen hastalar için kullanabileceğiz. Boş kalan her bir randevuda, sistemden randevu alamayıp, talep bırakmış hastalarımıza ulaşacağız. Öncelik talep bırakan hastalarda olacak. Onaylı Randevu Sistemi sayesinde, öngörümüze göre, birçok branşta hastamızın talebine 24 saat içinde cevap verebiliyor olacağız. Bu yeni sistemden, beklenen sonucu alacağımıza inanıyoruz. Taleplerin etkin şekilde karşılanabilmesi içinse Randevu Koordinasyon Merkezi'ni devreye alıyoruz. Bu merkezin faaliyetlerini şahsen takip edeceğim."

Sağlık Bakanlığının özel yatak sayılarına değinen Koca, 2013 ile 2018 arası dönemde bakanlığa bağlı hastanelerin yatak kapasitesinin 11 bin 950, aynı dönemde özel hastanelerin yatak kapasitesinin ise 11 bin 913 arttığını belirtti. Kamu ve özel hastanelerindeki yatak artışının neredeyse aynı olduğunu ifade eden Koca, son 5 yılda ise kamudaki yatak artışının belirgin şekilde arttığını söyledi.

Son 5 yılda kamuda 33 bin 49, özel sektörde ise 3 bin 424 yatak artışı olduğunu dile getiren Koca, bu dönemde özel hastanelerdeki yatak artışının kamunun 10'da 1'i düzeyinde olduğuna dikkati çekti.

Koca, son 2 yılda ise bakanlığın yatak kapasitesinin 163 bin 207'den 172 bin 700'e, üniversite hastanelerinin yatak kapasitesinin ise yaklaşık 44 binden 45 bine yükseldiğini, özel sektörün yatak kapasitesinin de 55 bin 69'dan 53 bin 620'ye düştüğünü anlattı.

Beyaz Reform sonrası kamuda 59 bin 586, özel sektörde ise 30 bin 510 uzman hekim olduğunu aktaran Koca, "Her geçen gün kamuya yönelişi çok bariz şekilde görmüş oluyoruz. Uzun bir dönem sonra hekimlerin, kamuyu tercihinin ne kadar güçlü olduğunu Beyaz Reform'dan sonra çok belirgin olarak görmüş oluyoruz." dedi.

Kamu-özel-üniversite hastanelerindeki muayene oranlarına ilişkin de konuşan Koca, salgın döneminde üniversitelerin toplam hasta içindeki payının yüzde 10'dan yüzde 8'e, özel sektörde yüzde 16'dan 12'ye indiğini, kamu hastanelerine yönelişin ise arttığını söyledi.

"ŞEHİR HASTANELERİNİN BÜTÇEYE YÜKÜ SANILDIĞI GİBİ KALMAMIŞTIR"

Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koca, şehir hastanelerinin, bütçeye büyük yükü olacağına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine, bu hastanelerde her geçen gün nitelikli sağlık hizmeti verildiğini, bunun sağlıkta son 5 yılın dönüşümü olduğunu ifade etti.

Koca, şehir hastaneleri için 27,5 milyar avronun üzerinde ödeme yapılmayacağını aktararak, "Şehir hastanelerinin bütçeye yükü sanıldığı gibi kalmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır." dedi.

Koca, bu hastanelerin bütçe içindeki payının azalışa geçtiğini söyledi.

Bir soruyu yanıtlarken, kamuya ilk defa bu kadar hekimin yöneldiğini belirten Koca, bunun sağlıkta gelinen önemli bir aşama olduğuna dikkati çekti.

Bir gazetecinin "Talebi azaltmak, nitelikli hizmet vermek için koruyucu hekimliğe dönük yeni kararlar alacak mısınız?" sorusuna ilişkin 1. basamak sağlık kuruluşlarını çok önemsediklerini belirten Koca, aile hekimliğinin daha da kurumsallaşması gerektiğine inandığını dile getirdi.

"KAMU HASTANELERİMİZ NİTELİKLİ HİZMET VERİR HALE GELDİ"

Bakan Koca, şehir hastanelerine ilişkin bir başka soru üzerine, şehir hastanelerinin nitelikli altyapıları ve akademik kadrolarıyla vatandaşların kamu hastanelerine yönelimini artırdığını ifade etti.

Randevusuna gelmeyen kişilerin, kaç hastanın hastaneye gelişini engellediğine ilişkin soru üzerine Koca, geçen yıl toplam randevulu bakılan hasta sayısının 160 milyona yakın olduğunu, randevuların iptal edilmesi nedeniyle 44 milyon randevu kapasitesinin ise atıl kaldığını anlattı.

Koca, "Yani toplam randevulu hastanın yüzde 30'una yakın. Randevusunu almış olan hastayı bir gün önceden saat 20.00'de en son onayı devreye almak istiyoruz. Gelemeyecek olanların, randevusunu iptal etmeyi düşünenlerin iptalini sağlayıp devamında talep bırakanlara öncelikle dönmek istiyoruz." dedi.

Koca, akılcı laboratuvar ve akılcı görüntüleme uygulamasını strateji planına aldıklarını belirtti.

Özellikle tomografi ve gelişimsel işlemler dahil olmak üzere bilim kurulu ve branş uzman dernekleriyle birlikte bir algoritma geliştirmeye çalıştıklarına vurgu yapan Koca, "Bunun ilkini endoskopide yaptık, çalışma bitti. Kolonoskopi ve gastroskopiyle ilgili endoskopik işlemler ne zaman, hangi durumda, hangi hasta grubunda, nasıl istenmeli? Bununla ilgili uzmanlık dernekleriyle, akademisyenlerle birlikte, 5 dernekle birlikte çalışıldı. 1 Haziran'dan itibaren de başlamış olacağız." diye konuştu.

"MR ONAM SİSTEMİ DEVREYE GİRİYOR"

Bakan Koca, MR, tomografi ve ultrason gibi tetkiklerle ilgili bir sistem de oluşturmak ve randevuları bir gün önceden hastaya hatırlatmak istediklerini belirterek, "Nasıl muayenede onam sistemi devreye giriyor ise benzer şekilde MR, tomografi, ultrason, ameliyat ve benzeri uygulamalar için de bir gün önce onam devreye alınacak. Biz bazen verdiğimiz randevularda MR veya tomografi veya ultrasonda gelmeme oranının daha yüksek olduğunu görüyoruz." ifadesini kullandı.

Koca, hastanelerdeki muayene sürelerine ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

"Hastaya ne kadar zaman ayırabilirseniz o kadar iyi bir hizmet sunmuş olursunuz. Ama bunun da bir ölçüsü var. Dünya Sağlık Örgütünün de yayımlanmış bir süresi olmadığını bilelim. Bizim uygulamamız 10 dakikaydı. Biz ortalama her hekim arkadaşımıza özellikle dahili kliniklerde 42 randevulu hasta açıyoruz. Dolayısıyla 10 dakika. Bahsettiğiniz 2 dakika uygulaması söz konusu değil. Anlık bilgi işlemde, dijital ortamda güncellemeyle birlikte düşen bir iki dakika aralıklı bir görüntü servis edilerek adeta bir iki dakikada hasta muayene ediliyormuş algısı oluşturuldu. İlgili hastane açıklamayı yaptığı halde bunlar söylenmeye devam edildi. Böyle bir uygulama söz konusu değil. Yani 10 dakika."

Bakan Koca, HPV aşısında son durumun ne olduğuna ilişkin soru üzerine şu bilgileri verdi:

"HPV önemli bir aşı. Bildiğiniz gibi HPV'nin 194 türü var. Aşı olarak da 9 ve 16'lık serotipleri var. Biz bu dönemde yaygın tarama yapıyoruz. Tarama ile birlikte yeni başladığımız, muayene olmadan idrardan HPV'nin taranabileceği bir çalışmayı başlattık. Bunun başında da TÜSEB ve Aşı Enstitüsünün başında olan Prof. Dr. Ateş Kara hocamız var. Birinci aşama zannediyorum tamamlandı. İkinci aşamaya geçilmiş olacak. Dünyada örneği olmayan, ilk olabilecek olan, yaygın, özellikle muayene olmak istemeyenler için idrardan taramayı yapmış olacağız. Burada bu taramaları yaparken Türkiye için özel olan ve riskli olan serotipi de bilmiş olacağız. Bazı ülkelerin iki serotiple yüzde 98 başarı elde ettiğini biliyoruz. Ülkemiz için hangi serotipin ve riskli olanın hangisi olduğu, nasıl bir aşının daha fayda sağlayacağını bu bilgilendirmeyle anlamış olacağız. Rutin aşılama programındaki aşılar dışında HPV ve influenza konusunda da hıfzıssıhha biriminde üretilen bir aşı olarak şu an çalışıyoruz. Bu arada bu çalışmalarla birlikte hazır olan aşıyı almak için de hangi tipi almalıyız, bu anlamda da çalışmalarımızı devam ettiriyoruz."